Unutuyorum

 

Sanki asırlar geçmiş üzerinden
ellerinden tuttuğum
önünde diz çöküp yalvardığım
bir ‘hoşçakal’ deyişi vardı
o an yittim gittim ben de
soluklanmaya doyamadığım
duydukça nefesini
yeniden doğduğum
günler gecelerce..
yeri göğü
salt bir kucaklayış değil bu
gezegen üstü
yekvücut olmak
pırıltısı sönmeyen bir yıldızla
o yüzden işte
uyanıyorum her sabaha
onu karşılar gibi
içimde yanan ateşiyle,
suya dönüşüp
çağlayarak gün içinde
sarılıyorum boynuna..
unutuyorum
yok olduğumu bir zamanlar
sazlarla çevrili bir göl içerisinde

zamanFoto.alıntıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.