Sezer Esensoy Çiçek tarafından yazılmış tüm yazılar

YARIN

Büyük Postane Caddesi’ndeyim
atılacak mektuplarım var,
yarınlar için!
Yaşadıklarımız
gözümün önünde canlanan
renkli bir film gibi,
sevdiceğim.
Fotoğrafların arasında
buldum kendimi demin
80’lerden kalma,
çay bahçesinde oturmuş
bir kareye sığmışız ikimiz;
senle sevgi bulutu olup
bir anlığına
dağılıyoruz semada.
Hatırlamazsın bugün sorsam
onun için yazıyorum usanmadan.
Sana mısralarda olsun dokunmak,
maviliğine bulaşmak bir ayrıcalık
bilmiyorsun sanki!
Mavi senin rengin,
gerçekliğinin simgesi.
Uzun aradan sonra
bana gelişlerinin verdiği
mutluluğun adı, mavi.

se

(12/05/2019)

DÜNYA VATANDAŞI

60’lı yıllardı, çocuktum. Fener’de Rum aileler çoktu. Anneannem Selanik’ten göçtüklerinde oradaki ile takas ettikleri üç katlı-nobs* bir evde oturuyordu. Her gün onu ziyarete gidip gelirdik. Annemin çocukluğu da orada geçmişti hâliyle. Arkadaşlarından bazısı evlendiklerinde  aynı evlerinde büyükleriyle yaşamayı sürdürmüşlerdi.
Komşularıyla konuşurlarken dinlerdim onları; çocuklarından bahsederlerdi. İçlerinden biri Rumdu, bir Türk ile hayatını birleştirmişti yıllar önce. Kızı evlenip Atina’ya yerleşmişti. Bunu duyduğum an çocuk aklımda önümde dünyaya açılan bir kapı belirdi. Bir solukta, bir kelime-bir cümlede dünya vatandaşı olduğumu fark ettim.
Bu şahane hissin etkisinde yaşadım sonrasında, hep geniş bir perspektiften bakarken buldum kendimi dünya meselelerine. Tabii bir de çevremdekilere sormak lazım bunu 🙂

se

*nobs: nohut oda bakla sofa (kısaltma)

CORONA’LI GÜNLER

Bugünler için şarkı besteleyenler oldu. İngilizce “A Corona Pandemic is all around” adlı şarkı salgından korunmak için olumlu yönde etkileyici bana kalırsa. Özellikle çocuklara yönelik olması açısından faydalı!
Bir de bazı şarkılar duydum ki; etik ilkelerden uzak, bol küfürlü maalesef! Her bireyin olaylara yaklaşımı farklı tabii. Yaşadıklarına dayanma gücü de aynı değil. Yine de insanın dilinin kemiği olmalı, derim ben. Bir sözcük ağızdan çıkmadan önce düşünmeli. Lafın nereye gittiğine dikkat edilmeli. Çocuklar etkileniyorlar. Onlara iyi örnek olmalıyız. (06/04/2020)

se

ŞİİR KONULU

oradan buradan şuradan…
“ne konulu yazayım” der kişi,
ilham gelmemiştir o an.
kendi gündemini belirlemek iyidir
şiir
nasıl pırıltılı bir dünya;
yazış ve bitiş ânı.
kâğıda dökmeliyim doğallığı
dolamalıyım dilime.
şiir, ilk okunuşunda ne sade…
poetika yazıları kaleme almış birçok yazar
Mungan’ın “Küre”sini sevdim
Eagleton’dan “Şiir Nasıl Okunur”
ve ilk anda usuma gelmeyenler…
henüz almadıklarım var tabii;
en kısa zamanda edinip
okuyarak bilgilenmek için
sabırsızlanan bir Sezer…

se

22/07/2019

Resmi Daha İyi Görmek: Güncemden Kısa Kısa

Yeni kitabım 25.11.2019’da Cinius Yayınlarından çıktı.

Keyifle okunması dileklerimle..

Yukarıdaki internet sitelerinden temin edilebilir. Daha çok seçenek ve tüm detaylara menüden kitabın sayfasına tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kapak resmi kızım Bâlâ ÇİÇEK’e aittir.

Hayalin

Foto.: Bâlâ Çiçek

Sensiz anılar biriktirdim
gidişinin ardından.
Açtım içimi kendime
nasıl sen kokuyordu,
şaştım, biliyor musun?
Bir hayal, bir ömür!
Silüetin sardı etrafımı
daha çok hissettim o an seni.
Şaşkınlığım geçti sonradan,
kucaklayınca hayalini.
Senden habersiz olsa da!
Öyle ya haykırdığım halde
duymuyordun sanırım
yüreğimden geçenleri.
Bitkin düştüm aramaktan izlerini.
Kavuşacağımıza dair
umut olsaydı keşke, bir nebze.
Bana doğru yöneldiğini
tasavvur ettiğim her adımını
karşılamak için,
gücüm yerinde olmalı!
Ancak o zaman
diner içime akıttığım gözyaşım.
Sarılırım yeniden hayata, sana.
Vazgeçilmez düşün bu kez
gerçekleşeceğine inanırım.

Gülüyordun, Buğday Tenlim

Foto.: Bâlâ Çiçek, Mekan: Cunda Esen Otel

İnce narin… Ellerin ne güzeldi.
Sıcacıktı, yüreğin gibi.
Yüreğin… Almıştın beni de içine
Ne denli âşık olduğunu anladığımda
ısınmıştı içim.

Gelmiştin bana
tüm tabuları yıkıp
başıma gelin tacını takıp!

Sevgi sözcüklerin yol olmuştu önümde
köprüyü geçiyorduk
Çiçekler açmıştı demir parmaklıklarda,
kış gülleri
kar yağıyordu ve biz koşuyorduk…

Ne denli geç olmuştu vakit!
“Sevmek için henüz erken” derken
gülüyordun yüzüme.
Gülüşlerini sakladım
sonsuz düşün koynunda.

Uyandığımda,
acısı tatlısıyla ömrün
bir “nohut oda bakla sofa” yuvaya
sığabildiğinin ayırdına varıyordum…

Macera

Biriktirdim sevgini içimde yıllarca.
Yalnız bize ait bir dünyada
ömür boyu geçiniriz sandım,
büyüsüne kapıldım aşkın
coştum, taştım.

Her şeyin farkındaydın ama gittin,
aldandım.
Hayaline bile değemedim sonradan.

Hava soğudu.
Kar düşmedi buraya, ondan.

Üşüdüm.

Duydun mu?

Soluk soluğa bir düştü, demek
yaşanan,
ayrı yollardan yürüyünce
kâbusa dönüşen.

Sormazlar mı?
Niye sevdin o zaman diye…

“Bir çiçeğe konma” telaşı
desene şuna.