Etiket arşivi: düş

Film Karesi

Etkileyici Yeşilçam sineması
belleğe nakşeden
birtakım kesitler filmlerden
-ki onlar hayattan izler…
Ana hıçkırığında
gençlik gözyaşında
düş kırıklıklarının gölgesinde
gülüşlerin pırıltısında
biçimlenen devinimlerden oluşan
bir çizgi yakaladım
Orada buluştuk onunla
sevdalandık birbirimize
hikâyenin ayrılık ile
neticelenmesi değildi aslolan
hep yenilenmesi idi içtenlikle
alışkanlıklara mağlup olmaksızın
tekrarlanan sahnelerde
mutluluğun gizi o tarifsiz anlarda
Nasıl sevdiğimizi göstermemeli idik
önce kimseye
aman nazar değer sonra
bu düşünüş güçlendirir mi aşkı
yoksa düşürür mü tuzağa
hayra yor aman
Ufak tefek küslükler
kocaman gülücükler
sarıldık ardından, kucaklaştık
Böyle biter masallar
çoğu ‘’mutlu son’’ ile.
Foto. Bâlâ Çiçek

İçimden

Yılların içinden yükselip
duvarıma çarpıyor
berrak tok sesin
kalbim acıyor
o an yanıyor sol kulağım
hayatımda bu kaçıncı
“anıyor mudur beni” diye soruşum
yanılmaktan korkuyorum
tek arzum sevginle donanmak
ne denli basit değil mi
ortaya çıktığında
sarılacak sanki onmaz sandığım yaralarım
sarılacağım boynuna
sevildiğimden kuşku duymaksızın
coşacağım, kutlayacağım sonsuz düşü
bu kez zincir kırıldığı için dua edeceğim.

Bengi Dönüş

Hayat devam ediyor, diyorlardı
Hayat beni zora koşuyordu
Rüzgârına kapılıp gidiyordum
Her adımda yıpranıyordum
O hâlde
ne de çok kapıda soluklandım
Susadım
ezber bozan her tavır tutumuna
Biliyorsun,
bir düş kurduk seninle: birliktelik üstüne.
Dostlarla toplanırdık, hatırladın mı
Gündeme dair söyleşirdik
renklenirdi yaşantılarımız
Meselelere olan
yapıcı yaklaşımların muazzam idi
Her hâlinle süslüyordun dünyamı.
Özel olduğunu sandığım şu an
bu kadar mı hayranlık uyandırırdı
Kaldı ki, o, sonsuz dönüşte
birçok kez ulaşılan bir an sadece
Buna, yüzyıl sürse doymazdım oysa ben.

Göresim Geldi

Nasıl özledim o ılımlı hallerini
Bir anda yitip gidişin…
Götürdüler seni benden uzağa, bir meçhule
Bilmediğim gizli bir yerdesin
Biliyorum duyuyorsun çırpınışımı
Çünkü çok güçlü sana dair anılara dokunuşum
Güven yüklü bakışların idi hayatıma mana katan
Bir ikinci bahar idi, nefesin nefesimdi
Cesur seslenişlerindi beni yüreklendiren
Bu yârenlikte bir yanım kırık şimdi
Pembe bir düş imiş demek ki hissedilen
Mavi sonsuzlukta bir nokta ömrüm
Doyamadan sevdiklerine yaşarken ölen ben.

Ne Uzak Ne Yakın

Çok yakın
değebilirim.
Uzaksın
ulaşamadığımdan.
Kayıpsın
hep istemediğinden…
Düşümdesin
artık yanımda yürümediğinden.
Gerçeksin ama!
Dillendiremediğimden…
Peşimdesin, kaçmadığımdan.
Alışkınım uykusuzluğa,
sarılarak uyuduğumdan her gece
yokluğuna.
Yeniden varmak
bir gülüş sadece
gözlerimden öperek
uyandırdığından her sabah.
Yeniden rastlamayı umup da
bulamadığım izlerin
kazılı çerçevede.
Yalvardım çok kez Tanrı’ya
çoğalttım seni.
Çağrımsın,
hüzün olamazsın
sempatisin, hoşgörüsün
sen yücelttiğim her şeysin.
Ne huzur verici gündönümü
ne denli yakın insanlar
sen hayatıma girdiğinden beri.
Selamlıyor doğa beni,
evrene uyumumdan ötürü…

Öyle Şeyler

Geriye baktığımda
hatırlamak istemediğim şeyler var.
Neden hatırlamak istemiyorum?
Pişman olduğumdan değil!
Hatırlamaya değmeyecek şeylerden mi ki?
Oysa ne denli önemli yaşandıkları anda
Onca hikâye
Başrolünde idim ve sonlandı diyebilmek
zor olmamalı!
Onun için “şimdi” demiyor muyuz?
Ânı yaşa!
İster istemez üzerinde yer yer iz bırakmış
mazinde boğulup kalma…
Düşlerinin renklendirdiği
içinde sürprizler barındırıp
umut muştulayarak gelen günleri
karşılarken de
kendini kaptırma çok!
Ânı doyasıya yaşarken
çıkardığın dersler olur belki,
gelecek güzel yaşantıların mayasıdır onlar,
aynı zamanda, unutma!

Senden Sonra

Duyumsadım seni
Bir kalp ağrısı ile.
Kucakladım aşk sözcükleriyle
Senden yana diye sevgiyle.
Duydum üzerine sinen
o deniz kokusunu…
Bir dönüş şimdi bu gözlerine
Sarmal bir anımsayış
bir öpüş, gülüş, bir cümbüş…
Hep düşümde idin ya
dolduruyordun ya yüreğimi
önemsiyor, benimsiyordun
Nasıl ben oluyordun o zaman
Bir bütünü seziş…
Doludizgin bir varoluş
Bu yüzden sevinç ile dolduğum
günlere ait bu roman
Sevdanın doruğunda
tattığım için acıyı aynı zamanda.

Düş

Dik yokuşu çıktım.
Yara vardım, etrafa bakındım.
Donakaldım.
Sarı beyaz ışıltılar altında
deniz buz gibi idi. Üşüdüm.
Mavi sıra yerinde idi,
çay deminde
birlikte oturduğumuz hani…
Onun için buradayım bugün
yeniden hissetmek için
yaşadığım o güzelim anları…
Tabiat ile kucak kucağa
sana daha yakın olayım diye.
Konuşmuyordun. Düşünüyordum.
Açılmadan birbirimize
bir düş kuruyorduk,
aynı düşü büyük olasılıkla.
Öyle ya tutukluyduk ikimiz de
bakışmaya doymayan gözlerimizde.
Sıcaklığımız güven ile ısıtıyordu
kalplerimizi.
Sonra ne ara mesafelere yenik düştük,
anlayamadım.
Gidişlerin olmuştu benden…
Son gidişinde çok ağladım.
Dileğim, kavuşmamız artık tez zamanda.
Sana sarılmaya ihtiyacım var
İmkânsız gibi görünse de, değil biliyorum.
Gelebilirim yanına her an
Geleceğim sensin inan.

Sesinden

Yandım, ateşten yüreğini hissettim de
yıkandım, kahve gözlerinin içinde
güven dolu bir hane doğacaktı, biliyordum
düşlerimiz dönüşecekti gerçeğe
Yaşıyorum hala seninle tattığım güzelim özgürlüğü
koruyucu meleğimsin bugün de, biliyorum
Yalnız susadım
dinlemeye susadım gülüş cümbüş hikayelerini
senin sesinden.

Aktarım

Ne denli derinden geliyor sesin
Unutmuş muyum
Hayır
Varamadığım için yanına hayranlığım duruşuna
Çocukluğumda anlattığın masalların içinden
gülerdin bana
İşte öyle hatırlıyorum seni
Değiştiremediğin ne idi
ya da değiştirmemi önerdiğin
Eninde sonunda bir nüve aktarıma dair
tutunarak köklerine
doludizgin şekillenen dönemeçlerde
Senden bana bir devir
gelecek düşlerimin gerçekleştiği günlerde
Bir göz açıp kapama süreci-sürdürdüğün
bu kısa seyirlikte
Sonra ereklerine ulaşma sevinci-kaplayan dünyanı
Tüm kara bulutlardan arınmış
bir sayfaya yazılmalıydı, ışıklarla
yeni, sıradan bir hayatın güzelliği.