Etiket arşivi: yaşam

Gizem

Hep bir buğu var,
hayalinle kaplı
cam yüzeyin üzerinde.
Silindiği hissine kapılıp
kayıtsız kaldığımda bazen
beliren herhangi bir görüntü,
zamanında dokunmaya kıyamadığım
bize dair birçok kareyi
gün yüzüne çıkarıyor.
Birlikte yaşlanmaya duyduğum özlem
yüreğimi dağlıyor,
içimden ağlıyorum çığlık çığlığa.
Duyuyor musun
sessiz haykırışlarımı, bilmem.
Merak ediyorum yarınımı,
yaşamın son günü belki çözeceğim
dünyam ile ilgili gizemi…

Hüzün

Yaşamım baştan sona
inkâr ederek kaçtığım, dalgınlıkla karşılaştığım
aslında hiçbir evrede gerekli olmadığı halde
tiryakim olup beni saran bir hüzün bulutu.
Aşkla sarılsam, güvenle yaslansam bir omuza
romantizm sızsa içeri
ayrılık karşılayınca unutmadan
ele geçen hayal ötesi hüzün dalgası.
Doğan güne kucak açıyor, uğurluyor
hep benimle sabahlıyor.
Nafile önüne geçilmiyor.
Çaresiz dağılıyor yüreğim.
Bu bağlamda romantiklikten anladığım
ömürlük hüzün oluyor.

Mutluluk

Yeniden yaşamak için birlikte olmayı iple çektiğim, gözlerinde eridiğim, yüreğimdeki sıcaklığın tüm dünyamı sardığı o anlar… İşte böyle seni düşünerek geçirebiliyorum şimdi kalan ömrümü. Samimi duyguların şemsiyesi altında soluklanırken bulmak kendimi, hayata tutunmamı kolaylaştırıyor.
Ne çok acı çektim, çeşitli sebeplerden.
Biliyor muydun sevildiğini? Anlıyordun belki yere göğe sığdıramıyordum ya seni. Gülüyordun giderken. Mutlusun eskisinden daha çok, çünkü yerleştiğin en yüce kat bu! Varabileceğimiz son nokta.
Var oluşunun gerçek taçlandırılışı ölümün kucağında. Gençlik yıllarında ve sonrasında da nereden bakarsanız sevimsiz gibi görünen ölüm, yok oluşa değil, yeni bir başlangıca, dirilişe atılan en önemli adım.
Dünyadan göçüş, Tanrı katında ağırlanma. Yaşamımızda güzel işlere imza attıysak, ödüllendirildiğimiz bir başka dünyaya geçiş.
Sana, tüm sevdiklerime kavuşacağımı düşleyerek geçirdiğim bu günlerde, bir umut saklı olmalı, mutluluğa dair.

Basit Aslında

Yaşantıların nüveleri basit idi.
Bir bakış, duyuş, dokunuş var oluşun nedeni.
Önceden zorlandığın noktalarda, o yokuşlarda
Yeni kapılar açılıyordu önünde sonradan.
Sabır, hoşgörü, tutarlı tavırlar temeli olmalı,
Diriliş yeniden çok tatlı idi.
Bir bahane bulunur daima
Yaşamın sonu için de.
O da asla yok oluş değil,
En beklenmedik şekilde hakka kavuşmak,
Esas öze ulaşmak.
İşte doruk!
Ölümün gerçekliği ne yüce bir taçlandırış!

Sessiz Dost Boncuk

O ne tatlı! Çıkarsız bir dünya vaat ettiği.
Ne cana yakın, hep onunla olasım var.
Fakat şartlar…
Minik yavrularına tanıtırken yaşamı
annemi, babamı, hatta tüm kaybettiklerimi
getiriyor bana geri. (Daima özlediğim)
sevgileri sarıyor benliğimi eskisi gibi.
Ve kıskanasım var,
böylesi sevimli sessiz bir dost ile
hayatını paylaşmayı bilenleri.
Yanlış anlaşılmasın,
kutluyorum onları öncelikle.
Sımsıkı bir dostluk diliyorum kendilerine.
Not- Fotoğrafı ben çekmedim tabii ki!

Yeni Bir Yuva

Özledim seni şimdiden
Halk tabiriyle,
mavi boncuk dağıtıyordun
Öyle tanıdım seni
sevgilisi iken herkesin
Boncuk dedim sana ben de
Hikayeni merak ediyordum
Adın Linda imiş
Çocuklardan öğrendik
Ki onlar ailen imiş
Ne güzel günler geçirdiniz beraber
kim bilir
Zaten çok mesuttun sen her zaman
Hislerini hiç saklamıyorsun
doğan gereği
Ancak daha iyi anlıyorum şu an
O tatlı edaların
vedanın habercisi imiş meğer
Bir girdin hayatımıza pir girdin
Seni unutmayacağız
Biliyorum aramızda hep konuşacağız
Çiçekten tacını
yaşam koşusunda soluklandığın
başka bir dünyada takacaksın artık
Minik bebelerini kucaklarken…

Yaşam Dediğin

Şu espri edebiyatı
Güldürüyor hakikaten ve
uyandırıyor
yaşamın kademe kademe daldığın
derin uykularından.
Sonra
birden dönüyorsun
sudan çıkmış balığa.
Bir an uzaklaşıp gittiğin ne varsa,
geçiyor yine tüm endamıyla.
Anıların.
Bugün seni zora koştuğunu da
kabul ettiğin
anlamlı olduğu kadar
duygulu kılan
unutulur sandığın o gülüşün hayali
gözünün önünde canlanırken
içinde ne denli zinde, diri,
aldırmaz olunabileceğinin
sınavının verildiği bir yazgının devinimi.
Yarını donatmak için
pek de veri kalmadığını sezinlediğin an
kendini hep anılarınla
kucak kucağa duyumsadığın.
Gün gelip dünya düzeninin
içinden çıkılmaz olacağı korkusuyla
sarsıldığın bir eylem yumağı
yaşam dediğin.
photo-3-11-2016-12-50-14

Okuma

Okurken kendi hayatımdan izler buluyorum, satır aralarında; yakınlaşıyorum konuya o zaman.
Yazar aileden biri olup çıkıyor adeta. Dostlarım, arkadaşlarımdan sayıyorum kitap yazarlarını yıllardır. Kimse ile olmadığım kadar birlikteyim ne de olsa kitaplar vasıtasıyla.
Olumsuzluklar yaşadığımda fazlaca kitap okuma isteği halindeyim. Sanki yaşanan arzu edilmeyen şeyler silinip gidiyor; böyle karanlık, karamsar, kötü anlarda iyi geliyor kitap okuma. Söyleşme gereksinimi duyduğunda her zaman biri olmayabilir yanında. Birlikte yaşadığın sevdiklerine dahi açamayacağın konular olabilir. Okuma esnasında bildik ya da ilgi uyandıran bilinmedik cümlelerin vurgusu hoş oluyor; hayata bağlıyor.
Ruhun yıkanması bu, gecenin aydınlanması, dimağın berraklaşması! Başladığım her bir sayfayla dostların buluşması gerçekleşir. Okumayı önemsemeyenler için abartılı gelebilir sözlerim… Önerim okumayı hayatın merkezine almaları! Yalnızlık neticesi kitaplara sarılma bu diyebilir kimi; değil tabii, gönül zenginliği diyorum ben.
Eğitim hayatında ders kitapları ile öğretmenlerin tavsiye ettiklerini okumak tüm zamanımızı alıyor. Sonrası serbest bir yaşam başlıyor. En içten duyumsadığını edinip satırlar arasında gezinmek dünyaya bedel! Branş ile ilgili okunulanlara değinmiyorum hiç, onlar iyi birer yardımcı tüm akademisyenler için. Yazarlığı meslek edinenlerin ise okuduklarından beslendiğini düşünürsek, yine okumanın en büyük destek olduğunu belirtmeden geçmeyeyim.

Aynı Keyif

“Yazmak” üzerine kaleme alınmış birkaç kitap geçti elime dün kitapçıda. Pek sormaz ama neler aldığımı öğrenmek istedi bu kez. Edebiyat konusunda eğitim almış birinin bunları okuması gerekli miydi? Merakı hoşuma gitti aslında. Her bireyden öğreneceğimiz çok şey olduğunu, yazarların hikâyeleri ve önerilerinin beni daima ilgilendirdiğini söyledim. Sözkonusu eserlerin bundan sonraki çalışmalarımda faydalı olacağını düşünüyordum.
Gülümsedi, hak verdi. Keyifle okumamı diledi…
Değindiğim, bildik satırlardan değil mi?
Akıcı bir anlatım mı benimki onu da bilemiyorum ama yazmak istiyorum. Yazmaktan zevk duyduğum için…
Ayrıca, eğitimde tercihim bu yönde idi diyeceğim; hani bazısı okuduğu branş üzerinde çalışmaktan gurur duyar ya -bunu geç yaşta gerçekleştirmiş biri olsam da vurgulayasım var hep!
Korkmadığım için yazmak!
Bir de her birimiz mütemadiyen aynı durumlarla karşı karşıya değil miyiz? Mühendis, doktor, öğretmen, yazar vs. olabiliriz; neticede düzenli çalışmamızı gerektirecek bir tempo içinde yaşamalıyız! Kuşaktan kuşağa değişik biçemlerde baksak da dünyaya, doğumdan ölüme belli süreçlerden geçiyoruz. Farklı yaşantılarımız güzelliklerimiz sadece. O halde, her zaman birbirimizden öğreneceğimiz kavramlardan, göreneklerden oluşan bir bulut yaşam dediğin. Tendeki her çizgi soluklandığımız derinliklerin izleri değil mi? Okudukça, belki de kendi kendimize hiçbir zaman ulaşamayacağımız doruklarda eğleneceğiz. Yeryüzünde bir oyalanış içinde değil miyiz? Fikirlere önem vermeliyiz…