Etiket arşivi: aşk

Sevdanız

Sığmıştınız bir damla gize ikiniz
kararlı balıkların
su yüzeyine çıkışı deviniminde
Seçiliyordunuz
kalabalık idi etraf
Dünya senin için o idi ya…
Hayat akardı,
onun için o sendin.
O susardı uzaklaştıkça, sen susardın
Yollarınız kesiştikçe
konuşurdunuz sevgiyle
Birbirinize yaklaştıkça
sempati çoğalıyordu aranızda
coşuyordunuz sevinçle
Ne mutlandırıcı bir histi, aşk
O koşardı yakınlaştıkça siz
tutku kokardı sevdanız
Ne de olsa,
yıldızların altında
yeşil bir sığınaktı kurduğunuz
Bozulabilirdi
yağarsa ateşten sağanak
Ne ki,
yalınlık yakınlık
sadelik duruluktan yana idi
aşk dediğin…

İz

Tokalaşıp ayrıldık diyerek
Girdi içeri, gözleri nemli

Unutulur, demiş bir solukta
O denli gamsız biri

Onun için değmez dedimse de!
Yürek çarpıntılarına çare olur mu bu?

Ömrünce saklayacağın
hatıralar biriktirmeye o vakit!

Onu değil artık,
ama doğacak gün ile gelecek
güzellikleri bekleyiş,
Yeniliklere umutla yöneliş,
Aşkın kaçınılmazlığı ile sürükleniş.

Yalnız yalan söylemiş unutulur derken…
Sorgulamaya cesaret etsen bile incelikle
yıprak izleri silemezsin hayatından kaygısızca.
2015-09-30 18.55.48-1

Pus

Buğu ile kaplı tüm yaşantılarım…
Sardı ruhumu
sudan sebepten alevlenen bir korku dalgası
Tuzaklara düşüren girdaplarında kollarım
çırpınıyorum durmadan
Açamıyorum gözlerimi, kapadığım dünyaya
Hayalimi boğan kıpırtıları algılıyorum yalnız
Farkındalığım gelip geçiyor
Tutukluyum ân içinde
Umutlu olmalıyım âti için
Rüyalarımda tutamadığım gözyaşlarım
kuruyor yatağında şimdi
Olağanlaşıyor kelâmlar
ne denli gereksinim duyuyorum hâlbuki
neşelendiren yârenliğine
İçten ne denli haykırsam da
sesimi duyamıyorum
duyuramıyorum yüreğimi
Sevdadan mı? O gün ağlamıştım
konu olmuştu aile içinde
Yalvarışlarım Tanrı’ya…
Acı bir tebessüm dudaklarında
bir bulutun içinden seslenişin
Saklıyım aslında biliyorum
masum bakışlarında
Tutuluyorum konuşamıyorum
Aşkın sıcaklığı donduruyor bittiğinde bu defa
Konup göçtüm selâmladım
Bulamadım süzülüp giden izlerini.
2016-02-03 13.31.10Foto. Bâlâ Çiçek

Elde Kalan

Bunca yıl sonra yabancı bir his kaplamıştı bedenini:
tiksiniyordu
Onu bir zamanlar tanımış, sevmiş olmaktan gelmiyordu
bu ikrah
Sadece terk edilmekten kaynaklı bir ürperti
Şimdi nefrete dönüşüyordu
İyi ya!
Hatırasına boyun eğmeyi güçleştirirdi bu
Böylesi silinmez bir iz bırakarak giden
kaç kişi girmişti hayatına sanki
Müsaade etmezdi ki hiçbirine; sarılsınlar
dünyası olsa biri de
Daha önce yenildiği gibi kadere
yitirirdi belki şansını yine o zaman
Sonsuz aşk diye bir şey yoktu zaten baştan beri
Adam sen de!
Romantiklerin uydurması o, dedi içinden.
image

Aşkın Soluğu

İyi anlaşıyorlardı.
Evlenmeye karar verdiler, ilk çıktıkları gün.
Hayatın bir solukta geçtiğini anlayacaktı bir gün.
Aşkın, kadınla erkeğin anlaşmasından daha kaçınılmaz olduğunu fark edecekti. Aşk, dünyayı önüne seriyordu; vazgeçilmez manevi dayanaklar sağlayabiliyordu.
Aslında belki çocuk sahibi olmaktı aşktan da değerli olan.
Neslini devam ettirebilmek manasında değil, önemli olan gerçek bir dost edinmekti: seninle birlikte büyüyen biri, seni olgunlaştıran, seni canından çok seven herkes olabilirdi, aşkla bağlandığın…

Esinti

Önce düşünmeli, anlamlandırmalı;
sonra yerleştirmeli idi hayatının odağına!
Ama aşk buna geçit vermiyordu,
inanamadığı bir hızda ilerliyordu;
oysa böylesi devinimlere alışık değildi.
Öyle koştu ki peşinden hayalin… Boşuna!
Sevi rüzgârının esintisi tutukladı dilinden,
bir tek cümle kalmamıştı,
yarına dair söylenecek artık.
Onun kayıtsız durağanlığı!
Bu bir kaçış dedi içinden. Korkaklık!
Ona duyduğu kızgınlık kora dönüştü birden.
Yine de öfkeli susuşları nihayetlendiğinde
kindarlığa teslim olup sevgiye arkasını dönerek
giden duruşuna binaen
haykıracağı birkaç sözcük vardı:
aşkı küstürmeğe gelmiyordu!

Aşkın Metafiziği

Kızma diyor, hayat böyle
Bir gün sana değer, bir gün bana.
Susturamadığın yüreğin ağlıyor türkülerle
sonra fışkırıyor allı morlu çiçekler
bir türkünün ortasından.
İçim içime sığmıyor,
yanıyordu ya kâinat
tutuşturuyor beni de, o an, kıvılcımı.
Aynada duruşu kalmış onun;
beyaz yüzü, tütün sardığı kınalı parmakları
vurmuş aşkın ışığı
güneşten aydınlanan şakaklarına.
Tutulunca unutulmaz ama…
Tutunması ne zor idi aşka,
dengesizliklerden yakınılan
bir kubbe altında.
Aşkın metafiziğine dokunuyordu,
yaşayacağına dair geliştirilen varsayımlar…
İşte bu yüzden uzun değil ömrü
yana yakıla arzulansa da bir ömür…

Çehre

Sabaha tez ulaşsın gece
Gül yüzüne tutulmuştum ya
bi tan kımıltısında
Yine o anki gibi gülerek
başlayayım yeni güne
Sarılayım işe güce cesaretle
Sorguladım ya bugüne dek
gözümden akan yaşın bi zerresini bile
Artık sormayacağım, nasıl niye diye
“Yanılgı” demeden edemiyor bi ses
kulağıma ya neyse. Duymuyorum
Çünkü gereksinim duyuyorum,
aşktan yanan yanağımı
dayamaya güvendiğim suretine
Çok geçmeden
uğrayacağım hayal kırıklığına
Beklemediğimden ilk kez
sendeleyeceğim fena halde
Varış: umursamazlık alabildiğine
Peşi sıra kabul ediyorum
kurallarla yaşamayı
ters düşse de konuma
İşte tam bu noktada
hâkimim his dünyama.