Biri

O öyle biri ki, ülkedeki “özgür kadın” imajına misal; “başka örneği var mı bilemedim”:  dilinin kemiği yok, daima röportaj vermeye hazır ama  mesajlarının içeriği boş, her an kendini ispatlama çabasında… Onun da özgürlük anlayışı bu. Herkes alabildiğine özgür olmalı tabii, o kaldırabiliyor bunu. İnsan düşünmeden edemiyor, özgürlüğün bu denli ezilmiş hali doğal mı diye.

Konuşarak

İşte gidiyordu, karşılaşacaklardı birazdan, yeniden. Aradan uzun zaman geçtiğinin; olayları ona eksiksiz aktarmaktan ziyade kendisinde bıraktığı izlenimleri yansıtacağının farkında idi.
O da aynı şekilde hareket edecekti. Onca sözcük havada uçuşacaktı. Anlatmaya doyamayacak ardından önemli olan sözler değil, davranışlar diyecekti. Bu çok geniş bir mana içeriyordu; tabii ki, demek istediğini sözel olarak ifade edemediğinde tavırların önem kazandığı gerçek, kuşkusuz.
Peki, neden insanlar konuşa konuşa anlaşır, demişlerdi zamanında? Karşımızdakine derdimizi anlatabileceğimiz ölçüde düzgün konuşmayı öğrenmeye çalışmak boşuna mı? Hatta, bir yabancı dil edinme çabasında iken denmez mi: ana dilinizi çok iyi bilmeniz lazım ki, ikinci bir dili kotarabilesiniz.
Kişi, fikrine uymayan tezleri bir kenara ittiğinde dar bir bakış açısı ile yaşamayı kabul ediyordu baştan. O büyük sevgi nasıl soluk alacaktı, beraberlik ya da ayrılık için birbirine açılmadıkça, sözcüklere sığınmadıkça bu yüzden.
İnsanlar konuşmadan da anlaşırlar demişti, oysa birbirini tanımak için söyleşmek şarttı bana göre. İlerleyen ilişkilerde konuşmadan anlaşma noktasına da gelinebilirdi elbet, birbirlerini, soluk alışverişleri ile bütünlerdi aşıklar.
Ancak, kişilikler, yaşamlarının her dönemecinde yer açmadan birbirlerine, yalnızca, sözcüklerin anlamlı gizine sığınmalı idi. İnsanca yaşamak bunu gerektiriyordu.
1324733130_1242581294_fingers_12

Narlı Cevizli Bulgur Salatası

Günün salatası: 300 gr bulguru on dakika soğuk suda bekleterek suyunu süzelim. Yarım çay bardağı zeytinyağı, iki limon suyu, bir narın taneleri, bir avuç ceviz kırığı, iki çay kaşığı tuz, iki buçuk tatlı kaşığı sumak, bir buçuk çay kaşığı yenibahar, bir çay kaşığı tarçın, elli gr iri doğranmış nane ve maydanoz ile yumuşayan bulguru karıştırıp servis yapalım. Afiyet olsun.
DSC_0424-2

Zeytinyağlı Taze Bakla

Şimdi tam zamanı. Taze bakla kısa süreliğine konuk sofralarımıza. Annemden öğrendiğim tarifi bulundurmak istedim, bu sayfada. Bu aralar domatesin tadını pek sevmediğimden, salça ile pişirdim.
750 gr bakla ayıklanıp temizlenecek; küçük küpler halinde doğranmış bir soğan, bir diş sarımsak, iki çay kaşığı kadar tuz, bir kesme  şeker, iki çay kaşığı kırmızı pul biber katılarak düdüklü tencereye alınacak: bir tatlı kaşığı biber(domates) salçası bir su bardağı soğuk suda çözündürülerek üzerine gezdirilip ateşe oturtulacak. Düdüklünün düdüğü öttükten sonra gayet kısık ateşte yirmi dakika pişirilecek. Tencerenin kapağı açılınca iki yemek kaşığı kadar zeytinyağı eklenip karıştırılacak.
Yoğurt ve dere otu ile servis edilecek.
Baklanın güzelliğinden olacak afiyetle yendi, ayıptır söylemesi.
Bir keresinde aldığım bakla öylesine harika görünüyordu ki, sanki gerçek değil de resim idi. Zaten ne öncesinde ne sonradan öyle bir şey görmedim. Ayıklayıp pişirdim; yenmeyecek kadar kötü çıktı. Şaştım kaldım.
DSC_0398-2

Mola

Gün pırıltılı. Kış soğuğu ama bahar bu,
erik çiçeklerinden.
Gizil ruhuna kapılışım.
Başkası etkilemez bu denli. İlle bahar.
Uzun yürüyüşün ardından
kitabevinin rafları başında soluklanıyoruz.
Bir iki kitap ve dergi seçip kahveye geçiş.
Bir güzellikten başka bir güzelliğe açılan
kapılar önünde hayata selam duruş…
Aykırı olgulara aldırmadan yolunda ilerleyiş
çünkü ancak öyle var olunabileceğine
inancımız kuvvetli!
Dünya üstünde bir yön çizeceksin.
Sapaklarda direnebildiğin ölçüde
başarıya ulaşabileceğinin bilinciyle
hedefinden şaşmadan gideceksin,
Tanrı’nın senin için belirlediği koşakta.
Bezgin karşılayacaksın günü belki bazen
ummadığın dertlerden,
yine de umutlara açık olacak yüreğin
bugünden yarına göz kırparken.
Söz vermelisin kendine,
savaştan bileğinin gücüyle..
alnının akıyla çıkacağına dair;
hiçbir kötülükten yılmadan,
engellerden usanmadan.
Sonra tutmalısın sözünü utanmadan
kahkahalarının bulutlara değmesinden.

CIMG9127-2