Etiket arşivi: göz

Sarmaş dolaş

Öyle tatlı gülümsüyordu ki,
dökülüyordu saygıyla,
sevgi sözcükleri dilinden.
Gözlerimiz buluştu bir an…
İçimden geldi, uzandım. Öptüm.
Rüzgâr esiyor, dedi. Yaprak gibi titredi.
Sarıldım ona, ürpertisi geçti. Sıcacıktı.
Sarmaş dolaştık,
bahçedeki o erguvan gibi aynı.
Bir çift fide yeşerdikçe dolanmış birbirine
yeryüzünde ikisinden başka canlı yokmuşçasına.

Senden Sonra

Duyumsadım seni
Bir kalp ağrısı ile.
Kucakladım aşk sözcükleriyle
Senden yana diye sevgiyle.
Duydum üzerine sinen
o deniz kokusunu…
Bir dönüş şimdi bu gözlerine
Sarmal bir anımsayış
bir öpüş, gülüş, bir cümbüş…
Hep düşümde idin ya
dolduruyordun ya yüreğimi
önemsiyor, benimsiyordun
Nasıl ben oluyordun o zaman
Bir bütünü seziş…
Doludizgin bir varoluş
Bu yüzden sevinç ile dolduğum
günlere ait bu roman
Sevdanın doruğunda
tattığım için acıyı aynı zamanda.

Aşkla Veda

Hâlâ mı aşk
Bu nasıl bir tutku, sevdiceğim
Tutkudan öte sonsuz sevgi, o, sevdiğim

Etkilemez mi sanıyorsun benliğini
Sarsılıyorum, titriyorum,
zorlanıyorum anbean
Yanı sıra boyun eğmekten zevk duyuyorum
kurtulmayı diliyorum zaman zaman
çoğu böyle yaşamak istiyorum
bir esaret belki…
Ve kabul ediyorum
engin bir soluklanış, saklanış olduğunu…

Sonsuzluk, sevgi bulutuna dokunmak demek
Ancak aşkla sarınca, sarılınca
ışıldıyor gözlerimiz, var oluyoruz.

Soruyorum, beni seviyor musun diye
Seviyorum derdin, olsan
Nasıl da uzaksın oysa
o denli yakınsın aslına bakarsan.

Dünyam, seni düşünerek anlam kazanır
Bu noktada kavuşmak istiyorum
Öylece sözcüklerine konmak,
hep adımın geçtiği tümcelerine yerleşmek…
Aşk dokunur demek bu, hem sana hem bana.

Dokunuşuyla büyüdük ikimiz de
çocuklaştık, olgunlaştık
vardık ereklere, aştık kendimizi
Bunca artı değer
emellerimiz, arzularımızın, emeğimizin
hediyesi bize.
Hayat veren sevi,
bir gün yaşantımızı nihayetlendirebilirdi de
Tanrı bilir tabi hikâyelerimizin sonunu
Fakat aşk da Yaradan’dan değil mi, ne dersin…

Ağlayan Kayalar

Yalnızım, dedi
İşte yine yalnızım
Yeni bir gün daha doğuyor sensiz
Ezberimde kaşın, gözün
Ömür boyu beraberiz diye
verdiğin ilk sözün
Bir zamanlar koynunda yaşattığın
yere göğe sığdıramadığımız o aşk
yok oluyor…
Ağlıyor şimdi kayalar
nerde o diyor, dostlar.

Yollarımız kesişti deyip
elinden tuttuğun o yüz
özlemiş, arıyor ılık soluğunu.
Ne kadar da yakıştırmıştı
seni kendine.

Tanımaz, artık gecenin karanlığında
pişman olduğunu imgeleyen gözyaşlarını.
Veda vakti gelince
beyaz yalanlar da işe yaramaz
üzme canını.

Devam et böyle, layık olduğun gibi
yeni bir aşkı duyumsarsın çok geçmeden.
Zaten bu kısır döngü değil mi
ne yazık
hayatında benimsediğin yegâne gerçeklik.

Biraz samimi olsaydın keşke.

Hasret

Telefon çaldığında derin düşünceler içinde idim, o an.
Hattın diğer ucunda sen, ne denli içten idin.
Oysa hanidir duymadım,
yüreğimi kuşatan öylesi sıcak sözcükleri.
Birden hasret kaldığımı fark ettim yapıcı anlatımlarına.
Telaşlandım. Yine düşüncelere daldım…
Meselelere olumlu yaklaşımlarını aradım.
Gözlerim doldu.
Uzun zamandır bu ilk: böylesi vuruşum dibe.
Çırpınışlarımı görebilseydin yine.
Tartışmalıydık seninle
çözüm odaklı belleğinin hâkimiyetinde.
Sığınmalıydık yaratana.
Çare yine başvuruşumuz olsa idi: kurtuluş taktiklerine.

Sesinden

Yandım, ateşten yüreğini hissettim de
yıkandım, kahve gözlerinin içinde
güven dolu bir hane doğacaktı, biliyordum
düşlerimiz dönüşecekti gerçeğe
Yaşıyorum hala seninle tattığım güzelim özgürlüğü
koruyucu meleğimsin bugün de, biliyorum
Yalnız susadım
dinlemeye susadım gülüş cümbüş hikayelerini
senin sesinden.

Menekşe

Sitayiş dolu sözleri
hayata bağlıyor bizi
Bakışlarında
menekşelerden derlenmiş
eflâtun gizi
Sevinç ile
kucakladığı gün doğdum ben,
yarınımda
ânımda yaşıyor yanımda
Onun için çiçekler topladım,
sundum
gülsün diye
Gittiğimde buğulandı sanki
gözlerinin içi
Hüzün sardı beni o zaman
belli etmeden duramam hislerimi
Neyse ki çabuk toparlandım
Sarıldık birbirimize
Sevgi sözcükleri döküldü dilinden
Ne güzelmiş
sevildiğini duymak
dedim içimden
CIMG3642

Değerler

Geçen bahar, otuz yaşlarında genç bir yazar ile tanıştım, Kocaeli Fuar Merkezi’nde. Artık okumadığını sadece yazdığını belirtti. “O kadar çok kitap okudum ki…” dedi.
Söyleyecek sözü olanın bir noktadan sonra sözcüklerini yazıya döktüğü bir ortam bugün yaşanan. Herkes kitap yazıyor deyip çıkarmayı düşünmedim önce ben de. Göz kontrolüne gittiğimde doktor ile konuşurken bunun bir sorumluluk olduğu kanaatine varıp yazdığım şiirleri yayınlamaya karar verdim. İleri yaşımda bir an evvel kucaklamak için olacak, birçok kişinin yaptığı gibi kitabımı ücret karşılığı bastırdım.
Bana kalırsa, her yazarın bir okuyucu kitlesi vardır. Bu, tartışılabilir kuşkusuz! İşinin ehli bazı kişilerin, genç yazarın fikirlerini dinlediklerinde yetenekli olduğunu düşündüğü göz önünde bulundurulduğunda geniş kurgu muhayyilesinin, onu, kuşattığı fark edilebilir. Düşünce iklimine daldığında buluruz bazen ya da duygularını şiirlerle ifade ettiğinde…
Yeteneklerin daima iyi bir biçem ile sahneye çıkması kayda değer! Daha da önemlisi onca kitap içinden “okunur” olmanın gündeme gelmesi yolunda, her birimizin “okumayı sevmemiz” bir gereklilik gibi görünüyor. Eserin mesajı olmalı bir de… Yazı yazmanın önemsendiği bir toplum içinde yaşamak artı puan ayrıca!
Yazma ile okuma iç içe son tahlilde! Okumanın bizi gönendirdiği, bilgilendirdiği ise tartışılmaz gerçeklerden.
CIMG2959
Foto. Bâlâ Çiçek